Tarihte bugün: 26 mayıs – En Son Haberler

Alman felsefeci Martin Heidegger, 26 eylül 1889’da, Messkirch’te dünyaya geldi. Babası, Saint-Martin Kilisesi’ndeki ayin eşyalarının bakıcılığını meydana getiren bir fıçı ustasıydı. Heidegger ilkin Konstanz Lisesi’ne, sonrasında da sağlam bir klasik egitim alacağı Freiburg im Breisgau Lisesi’ne devam etti. Doğduğu şehirde elde etmiş olduğu bir burs yardımıyla, 1909’da Freiburg Üniversitesi’ne girdi. Hemen hemen genç bir öğrenciyken kendisine armağan edilen ‘Aristoteles’te Varolanın Çoğul Anlamı’ adlı kitabı onun düşünme yolunun başlangıcını oluşturdu ve tüm çalışmalarını adayacağı varlık problemininin derinleştirilmesine böylece yönelmiş oldu. Önceleri teoloji, ondan sonra da felsefe eğitiminin peşinden, Freiburg Üniversitesi’nde (1919-1923), Marburg Üniversitesi’nde (1923-1928) ve gene Freiburg Üniversitesi’nde (1928-1944) araştırma hayata geçirmeye ve ders vermeye aralıksız devam etti. Freiburg Üniversitesi’nde, Husserl’in asistanı olduktan sonrasında, onun yerini aldı. Verdiği derslerin özgünlüğü ve peşinden, 1927’de piyasaya çıkan ‘Varlık ve Vakit’ hemen hemen 38 yaşlarında, Heidegger’i devrin en meşhur Alman filozofu haline getirdi. Etkilediği felsefeciler içinde Hans Georg Gadamer, Hans Jonas, Emmanuel Levinas, Hannah Arendt, Leo Strauss ve Karl Löwith de bulunur. Bunun yanı sıra Maurice Merleau-Ponty, Jean Paul Sartre, Jacques Derrida, Jean Luc Nancy ve Philippe Lacoue-Labarthe da felsefesine ilgi duymuşlardır. Varoluş nedir? Batı felsefesinin, Descartes’tan beri data sorununa odaklanmış olması zihnini kurcalıyordu. Bu kartezyen yaklaşım, gerçekliği, akılla madde, özneyle nesne, gözleyenle gözlenen, bilenle malum halinde ikiye ayırmaktaydı. Genç Heidegger’in, Amerikan pragmatistlerinin eserlerinden habersiz olması oldukca mümkündür. Sadece geleneksel data kuramına yönelttiği itirazın onlarınkiyle pek oldukca ortak yönü vardı. Heidegger’e bakılırsa, geleneksel data kuramı durumunun gerçeklikleri karşısında yanlıştı. Bakmakta olduğumuz dış dünyadan ayrı değildik. Hepimiz, bu dünyanın bütünleyici bir parçasıyız; bundan başka bir dünyada var olmamız düşünülemez bile. Derinlemesine düşünüldüğünde, aslolan gizem data değil, varlıktır, varoluştur. Kendimizi içinde ya da yanı sıra bulduğumuz bu varoluş nedir? Bir şeyin var olması ne anlamına gelir? Bir şey iyi mi var olur? Hiçlik diye bir şey niçin yoktur? Varlığın çözümlenmesi Kendi varoluşumuzun, dolaysız, kuşku götürmez şekilde farkındayızdır. “O nedenle”, diye düşünür Heidegger, “varoluş sorununu ele almanın yolu, kendi varoluşumuzun farkına vardığımızda bilincine vardığımız şeyin neliğinin görüngübilimsel bir çözümlemesini yapmakla adım atar”. ‘Varlık Ve Vakit’ adlı kitabında yapmış olduğu budur. Ağır, özenli, sistemli, neredeyse düşünceli düşünceli yürüyerek varoluşumuzla ilgili bilincimizi oluşturan belli başlı iplikleri tek tek ayırır. Mesela, bilince mevzu olan bir alan, bir tür sahne, perde ya da dekor (doğrusu bunun vuku bulabileceği bir dünya) olmasaydı, bu şekilde bir bilince kendi varlığımızın bilincine haiz olamayacağımızı gösterir. Dolayısıyla, varlığımız doğası gereği bu dünyalıdır. En azından bizim için varlık ile bir tür dünya, birbirinden ayrılmaz şeylerdir. Bununla birlikte, şu ya da bu şeyin sürmekte olduğuna dair bir kavrayış olmasaydı, gene kendi varoluşumuza dair bir bilincimiz olamazdı. Fakat bu bir vakit boyutu lüzumlu kılmaktadır. Dolayısıyla, bilincinde ve bilincinde olduğumuz varoluş, doğası gereği zamansaldır. Gene bu zamansallık bilincimize yer etmemiş olsaydı, kendi varoluşumuzun farkına varamazdık. Bizi belli bir şekilde, en azından asgari düzeyde kaygılandırması gerekir ki onun farkına varalım. Kaygı, indirgenemez bir öğedir. İşe başlarken, varlığımızla ilgili bilincimizin, daha ileri bir çözümlemeye elvermeyecek kadar dolaysız, direkt ve saydam bir şey bulunduğunu varsaymış olabiliriz; sadece, Heidegger bunu reddederek, varlığımızla ilgili bilincimizin, varlıklı ve derin bir içgörüyle çözümlemesini yapar. Sonuçta şu sonuca varır: En mühim yönleriyle bizim varlık kipimizin, öğeleri geçmiş, şimdi ve gelecek zamana karşılık gelen üç yönlü bir yapısı vardır; bu yüzden, son tahlilde varlık zamandır (kitabın adı da budur aslına bakarsan). Kendimiz olmak Bu başlangıç noktasından hareketle Heidegger insanlık durumunu çözümlemeye koyulur. Başka insanlarla temas oluşturmak şeklinde bir sorunla karşı karşıya bulunan soyutlanmış bireyler olmaktan oldukca uzak olan biz insanların varoluşu, başından itibaren paylaşılan, toplumsal bir varoluştur; sorunumuz, örneksiz bir kişisel varoluş seçimi bularak bireyler haline gelmektir. Çoğumuz, bilinmesi olanaksız bir geleceğin ve neticeleri hakkında güvenli olamayacağımız seçimlerde bulunmanın baskısı altındayızdır. Payımıza suçluluk ve kaygı düşmektedir; bilhassa ölüm karşısında kaygı. Hayatlarımızın doğa ötesi bir sebebi ya da temeli ve bir anlamı olsun isteriz. Sadece bunların nesnel olarak var olduklarından güvenli olamayız; eğer yoksalar, hayatlarımızın nihai olarak hiçbir anlamı olmayabilir, saçmadır; aksi halde, haiz olduğu anlam, bizim verdiğimiz bir anlamdır. Mühim eserleri ‘Şey Nedir?’ (1926), ‘Varlık ve Vakit’ (1927), ‘Kant ve Doğa ötesi Problemi’ (1929), ‘Doğa ötesi Nedir?’ (1929), ‘Felsefe Nedir?’ (1956) Günün öteki mühim vakaları 1512: Oğlu Yavuz Sultan Selim’in tahttan indirdiği II. Beyazıt, Dimetoka civarlarında öldü.1650: Britanya’nın en büyük askeri liderlerinden biri olarak malum Marlborough Dükü general John Churchill dünyaya geldi.1799: Rus ozan ve yazar Aleksandr Puşkin hayata merhaba dedi.1894: Rusya’nın son Çarı II. Nikola Taç giydi.1926: Ulusal Savaşım’ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.1938: Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’dan son kez ayrıldı.1946: Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti seçimlere katılmadı. Gerekçeleri, iktidarın seçimde yanlı davranması ve seçim güvenliliğinin olmamasıydı.1957: Abant’ta meydana gelen 7.1 büyüklüğündeki depremde 52 şahıs öldü.1968: Başbakan Süleyman Demirel, “düzeni değişiklik yapmak isteyenler meczuptur, anarşisttir” dedi.1982: Yılmaz Cenup’in senaristliğini yazdığı Şerif Gören’in yönettiği ‘Yol’ filmi Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü Costa Gavras’ın ‘Yitik’ filmiyle paylaştı.1983: Toplumsal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.1993: Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını yayımlamaya süregelen Aydınlık gazetesi toplatıldı.1997: Susurluk’taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Nahiye’ın ailesine 100 milyon lira içsel tazminat ödemeye mahkum edildi.1999: Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık vazife yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.2003: Ukrayna Havayolları’na ilişik tayyare, Trabzon’un Maçka ilçesi civarlarında düştü. İspanyol Sulh Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü. Tarihte bugün arşiviEkim ayı arşiviKasım ayı arşivi Aralık ayı arşiviOcak ayı arşiviŞubat ayı arşiviMart ayı arşiviNisan ayı arşivi1 mayıs2 mayıs3 mayıs4 mayıs5 mayıs6 mayıs7 mayıs8 mayıs9 mayıs10 mayıs11 mayıs12 mayıs13 mayıs14 mayıs15 mayıs16 mayıs17 mayıs18 mayıs19 mayıs20 mayıs21 mayıs22 mayıs23 mayıs24 mayıs25 mayıs

Son Dakika Haberler